|
Son yıllarda öğrenme tekniklerinde bir
devrim gerçekleşiyor. Beynin çalışma şekli,
bilginin hafızada tutularak ezberciliğe son
verilmesi ve istenildiğinde her an
hatırlanabilmesi ile ilgili son on beş yılda
elde edilen sonuçlar, dünyanın var oluşundan
bugüne kadar olan beyinle ilgili buluşlardan
çok daha fazla ve hayret vericidir. Bu
buluşların sonuçlarının, üretimden hizmete,
eğitimden kaliteye bir çok alanda hızlı ve
doğru düşünmeyi tetiklemesi için
kullanılması ise dünyada bir çok kişiye
çalışmalarında ışık tutmaktadır.İşte
“Fotoğrafik Hafıza Teknikleri” başta olmak
üzere, Mega Hafıza eğitimleri bu son on beş
yılda beyinle ilgili elde edilen bulgular
üzerine kurulmuş programlar zinciridir.
Geleneksel olarak, iyi bir öğrenmenin
kararlı bir konsantrasyon ve çok tekrarla
elde edilebileceğine inanılıyordu. Ancak bu
tür bir eğitimin pek de etkili olmadığı
artık herkes tarafından biliniyor. Çünkü
böyle bir eğitim, iki loblu beynin yalnızca
bir lobunu çalıştırmakta, öteki lobunu ise
hiç kullanmamaktadır. Etkili bir öğrenme
sırasında mutlaka beynin her iki lobunun da
kullanılması gereği vardır.
Ailelerin çoğu, çocuklarının yüksek öğretim
yaşamında arzu ettiği bölümlere
gidebilmeleri ve başarılı olabilmeleri için,
özel kurslara bütçesini de zorlayan yüklü
paralar ödemektedirler. Bu fedakarlıktaki
amaç, onlara iyi bir eğitim aldırmak, iyi
bir iş olanağı sağlamak ve geleceklerini
garantiye almaktır. Kuşkusuz, bu kursların
bir dereceye kadar etkisi vardır. Ancak, bu
kurslardan maksimum faydayı sağlamak ve
çalışmalarda başarılı olmak, öncelikle
beynin ve hafızanın eğitimi ile mümkündür.
Yani başarılı olmak için, önce “Öğrenmeyi
Öğrenmek” gerekmektedir.
Çünkü, sürekli tekrara dayanan eğitim
sistemi, beynin yalnızca yarısını
çalıştırmakta ve bilgileri geçici olarak
hafızada tutmaktadır. Böylelikle çalışmanın
üzerinden kısa bir zaman geçtikten sonra,
öğrenildiği sanılan bilgilerin çoğu bir daha
hatırlanamamaktadır. Derslerini sınıfta
dikkatle dinleyen ve ev ödevlerini düzenli
olarak yapan çoğu öğrenciye öğrendiklerini
çok değil, birkaç gün sonra sorduğunuzda
bir-iki gün önce rahatlıkla anlatabildiği
konuların büyük bir bölümünü unutmuş
olduğunu ve hatırlamakta zorlandığını
göreceksiniz.
Aslında öğrencinin problemi, iyi çalışmamış
olması ya da unutkanlık değildir. Asıl
sorun, bugüne kadar beynin eğitimiyle ilgili
hiçbir şeyin kendisine öğretilmemesidir. Bu
nedenle, öğrenci hafızasının nasıl
çalıştığını bilmemekte ve dolayısıyla
duyduğu, okuduğu ve öğrendiği bilgileri
bilinçli olarak hafızasına
yerleştirememektedir. Ve ne yazık ki,
ihtiyaç duyduğu zamanlarda bu bilgilere
ulaşamamaktadır.
Peki ya iş dünyası? Klasikleşmiş fikir
üretme teknikleri, her gün artan iş yükünün
altında unutma hastalığına tutulmuş binlerce
insan, düşen performans ve kişinin kendine
hatta topluma yabancılaşması gibi sorunlarla
baş edebilmenin yolu nedir? Sürekli
zihinlere gönderilen birbirinden farklı
bilgileri ilişkili olduğu alanlarla birlikte
görselleştirmek, onun kalıcı olmasını
sağlar. Hatta bilgiye yeni bakış pencereleri
açmak; renkler, müzik, duygular, doğa ve beş
duyu organımızla öğrenmenin ve
öğrendiklerimizden yola çıkarak üretmenin
yolu, beyni etkin kullanma alanında
keşfedilmiş tekniklerin doğru kullanılması
sayesinde gerçekleşmektedir. |